Çocuk yanım en büyük yardımcım


Prodüksiyonunu yaptığı çocuk ve gençlik dizileriyle Almanya'da birçok ödül alan Ceylan Yıldırım,"Allein Gegen Die Zeit" (Zamana karşı tek başına) dizisiyle dikkatleri çekiyor.

Televizyon ve dizi sektörüyle tanışmanız nasıl oldu?

1996 yılında Abiturdan sonra doğrudan Berlin Hür Üniversitesi FU’da Televizyon ve Film Bilimleri Bölümü’nde okumaya başladım. Ona paralel bazı film setlerinde görev yaptım. Bu çalışmalarım sırasında WDR Redaktörü Dieter Saldecki ile tanıştım. Benim çalışmam onun dikkatini çekti ve Potsdam’da 1998 yılında başlayan Schloss Einstein adlı çocuk dizisinin dramaturjisinde görev verdi. 4 yıl boyunca onun yanında çalıştım, aynı zamanda üniversiteye gitmeye devam ettim. Prodüksiyonun bana çok uygun olduğunu görünce, Köln Medya Akademisinde prodüksiyon alanında ek tahsil gördüm.

Sektöre girişiniz çocuk dizisi alanında olduğu için mı bu alanda kaldınız?

Aslında benim hep bir çocuk yanım vardı ve bu işi yaparken onun ortaya çıktığını görüyorum. Hatta ilk başta çizgi film alanında çalışmak istemiştim ve stajımı da o alanda yaptım. Ben çocukken güzel çocuk filmleri açıkçası çok azdı. Bu nedenle o zamanlar büyüyünce bu alanda çalışmayı kafama koymuştum.

Prodüksiyonunu yaptığınız Allein gegen die Zeit (Zamana karşı tek başına) adlı gençlik dizisi çok beğenildi, peki bu dizi hangi ödülleri aldı?

Almanya çapındaki gençlik ve çocuk dizilerine verilen Altın Serçe (Goldene Spatz) ödülünde iki katagoride birinci olduk. Prix Jeunesse International ödülünü aldık. Ayrıca bu dizi Banff World Television Award ödülleri için aday gösterildi. Bu yarışmanın uluslararası özelliği bulunması bizi çok heyecanlandırıyor.

Dizi sizce hangi özelliği ile diğerlerinin arasından sıyrıldı?

Dramaturjisi özel bir dizi. Gerçek zaman formatında çektik. Bir günün 13 saati 13 bölümde anlatılıyor. Böylece her bölümde heyecanın dorukta olması sağlanıyor. Zannedersem bu gerçek zaman formatı izleyicinin beğenisini çeken en önemli nokta.

Türk kökenli olmanız dizi sektöründe size avantaj sağlıyor mu?

Belki yetiştiğim kültür nedeniyle daha sıcak ve içten olduğumu düşünüyorum. Bu sayede çocuklarla daha iyi iletişim kurabiliyorum, onlarla daha iyi anlaşabiliyorum. Ben bu işe başladığımda 22 yaşındaydım. İşlere birden atılan, meraklı bir kız olarak dikkat çektim. Atılgan olmasam ve çocuklarla iyi anlaşmasam mesleğimde bu kadar çabuk yükselemezdim. Bunların bende olmasının nedeni annem babam ve onların beni yetiştirme şekli.

Peki anne babanız sizi nasıl destekledi?

Bana çok büyük destekleri oldu. Ben 19 yaşında kendi evime çıktım. Üniversiteye başladığım zaman bir yandan da çalışıyordum. Onlardan uzak kalmamı istemeseler de yoluma taş koymadılar. Benim kararlarıma saygı duydular ve bana hep arkamda olduklarını hissettirdiler bu da bana özgüven verdi. Babam aslında baştan beri benim gazeteci olmamı istiyordu. Arkadaşlarına „Benim kızım gazeteci olacak“ diyordu. Bana hre fırsatta fotoğraf çekmesini gösteriyordu. Ama ben sinemacı olmayı seçtim.

Sizce Almanya’da çekilen her dizide Türk figürünün olması gerekli mi?

Bence büyük kentlerde çekilen gerek çocuk gerek diğer dizilerde artık mutlaka Türklerin olması gerekiyor. Hayatın her alanında Türkler öne çıkıyor ve dizilerde gerçekliğe önem verildiği için olmalılar. Ama Almanya’da köyleri konu alan dizilerde böyle bir figüre gerek yok.

Sinema sektörüne girmek isteyen gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Öncelikle kabiliyetli olmaları gerekiyor. Ayrıca bunu kendilerinin istemesi şart. Zira anne babasının zorlamasıyla gelen çocuklar, seçmelerde başarılı olamıyor. Ben son dizi için 700 çocuk izledim. Bazıları kamerayı görünce korkup sustular. Bence ilk olarak bir ajansa kayıt olmaları gerekiyor. Orada çocuklarla deneme çekimleri yapılıp kabiliyetli olup olmadıkları araştırılıyor. Ne kadar erken sektöre girebilirlerse o kadar kolay ilerleyebilirler.

Bundan sonrası için hedefleriniz neler?

Şimdiye kadar televizyon dizilerinde çalıştım. Burada bir çok başarı elde ettim ve tecrübe edindim. Bundan sonrası için ilk hedefim bir sinema filminin prodüksiyonunu yapmak. Belki ondan sonra yönetmenliği düşünebilirim.

Türkiye’deki dizileri seyrediyor musun?

Annemlere gittiğim zaman seyrediyorum. Aşkı Memnu, Hanımın Çiftliği gibi dizileri seyrediyorlar. Bu dizilerin prodüksiyon tarzını açıkçası beğeniyorum. İlk gördügümde „Bizimkiler bu işi bayağı kıvırmışlar“ dedim. 90 dakikalık dizilerin bir haftada çekilmesi eleştiriliyor ama Almanya’da da benzer formattaki diziler 45 dakika ve onlar da 1 günde çekiliyor. Aslında Türkiye sinema ve dizi sektöründe çok yol aldı.

Alman dizilerini neden Türk aileler çok fazla izlemiyor?

Aslında iyi Alman dizileri var. Örneğin bizimkileri konu alan Türkisch für Anfänger gibi diziler var. Bu dizilerde kendi yaşamlarından kesitler görebilir. Diğer bazı dizler de de Türkler rol alıyor ama onlar da Almanların bakış penceresinden Türk figürünü canlandırıyor. Bu da biz Türklere çok samimi gelmiyor. Bence Türk kökenliler de bu nedenle samimi bulmadıkları, kendilerini yerleştiremedikleri bir diziyi seyretmeyi tercih etmiyor.

© Hürriyet - 5 Haziran 2010 / Erhan MERTTÜRK

?

© Sabah

Groß-Projekt Kinder-Krimi

Dienstag, 7. Juli 2009 04:00 - Von Friederike Schröter

Berlin ist ein Magnet für junge Kreative. Ob in Galerien oder Theatern, in Studios oder Konzertsälen, überall findet sich ein hohes künstlerisches Potenzial, das Berlin vorantreibt und neue Impulse gibt. Wir stellen in loser Folge junge Kreative der Stadt vor. Heute: Ceylan Yildirim

"Ich war schon immer eine Fernseheule", sagt Ceylan Yildirim. Gut, welches junge Mädchen träumt nicht davon, beim Film zu arbeiten. Aber die in Berlin geborene und sehr attraktive Türkin hat es nicht als Schauspielerin vor die Kamera gezogen - sie hat einen besonderen Job hinter den Kulissen gefunden: Die erst 32-Jährige arbeitet als Producerin für eine der großen Filmproduktionsfirmen. Wir treffen uns am Rande der Dreharbeiten im alten Bechstein-Haus, wo eigens ein LKA-Büro nachgebaut wurde. Wir ahnen, es geht um einen Krimi.

Ceylan Yildirims erstes Großprojekt hat eine dreijährige Vorbereitungszeit hinter sich. Bereits 2006 begann die Planung einer 13-teiligen Kinderkrimiserie. Den Haupterzählstrang hat sie schnell gefunden: Es geht um die Geiselnahme in einer Schule. Dann suchte sie zwei Autoren und gemeinsam mit einem Redakteur des Fernsehsenders gingen sie das Projekt an. Anschließend wurde die Geschichte der Krimiserie entworfen und schließlich mit zwei anderen Autoren zu einem produktionsreifen Drehbuch ausgearbeitet. Es folgten Kalkulationen, Castings, Drehortsuche, Genehmigungen, Drehpläne usw. Ceylan Yildirim hat als Producerin auch die Aufgabe, Regisseure zu suchen und zu verpflichten.

Natürlich steht Ceylan Yildirim ein Kollege für das Finanzielle zur Seite: der Produktionsleiter. Aber auch sie muss in der laufenden Produktion stets den finanziellen Überblick behalten. Genauso wie über die Einhaltung des Drehplans: "Bei mir laufen alle Fäden zusammen. Ich muss einen ständigen Überblick bewahren über den Ablauf der Dreharbeiten, über die Finanzen und ich bin außerdem Ansprechpartner für den Stab auf der einen und die Auftraggeber auf der anderen Seite", erklärt sie.

Ceylan Yildirim erscheint als eine professionell freundliche Frau, eine, die weiß, was sie will. Ein Hauch von Coolness liegt über unserem Gespräch. Vor allem aber zeigt sie jede Menge Begeisterung für ihre Arbeit, für den Film.

Aufgewachsen in Spandau als Tochter eines freien Journalisten, war sie ein klassisches Schlüsselkind. Das sind jene, die aus der Schule kommen und sich allein das Mittagessen warm machen und dabei Fernsehgucken. So entdeckte sie früh ihre Liebe fürs Fernsehen. Besonders hätten es ihr die amerikanischen Serien angetan, erinnert sie sich. Einige Zeit spielte sie im türkischen Jugendtheater Tiyatrom in Berlin-Kreuzberg. "Das war wirklich eine intensive, lehrreiche Schule für mich", sagt sie. Aber Schauspiel sollte es dann doch nicht werden. Und so landete sie an der FU Berlin - im Studiengang Film- und Fernsehwissenschaft. Auf der Suche nach einem Studentenjob, der sie ihrem Wunschziel näher bringt, wird Ceylan Yildirim Dramaturgie-Assistentin für die bekannte Kinder-Serie "Schloss Einstein". Für deren Produktion hatte die große Bavaria Film GmbH gerade eine neue Tochter in die Welt gesetzt - nach Potsdam Babelsberg.

In ihrem Bewerbungsgespräch kam man auch auf ihre ausländische Herkunft zu sprechen: In der Serie sollte ein neuer Charakter mit Migrationshintergrund eingeführt werden und sie schien besonders geeignet dies zu begleiten. Doch Ceylan Yildirim gefiel diese Intention nicht und sie äußerte auch ihren Unmut darüber. Sie bekam den Job dennoch - oder vielleicht gerade deswegen - und machte ihn offenbar so gut, dass sie nach fünf Jahren in der Firma einen Producerjob angeboten bekam.

Das Studium an der FU beendete sie daraufhin nicht mehr und sattelte stattdessen an der Filmschule Köln in Sachen Produktion drauf. "Ich musste die Gelegenheit einfach beim Schopfe packen. Meine Eltern waren damals natürlich nicht sehr begeistert, aber es war die beste Entscheidung, die ich getroffen habe."

Ceylan Yildirim spielt gerade mit dem Gedanken an ein Kinoprojekt innerhalb der Firma. Und wenn Clint Eastwood vorbeikäme und nach einer Zusammenarbeit fragen würde? Auf diese Frage kann sie sogar einmal herzhaft lachen.

Die Kinderkrimiserie "Allein gegen die Zeit" (13 Folgen) wird erstmalig Anfang 2010 im KiKa ausgestrahlt.

© Berliner Morgenpost - 07.07.2009 - Friederike Schröter

KimKimdir için "Adının" veya "Soyadının" ilk harfine göre tıklayınız...
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M
N O Ö Q P R S Ş T U Ü V X W Y Z
Oluşturulduğu 09.07.2009 tarihinden beri bu sayfaya 504 kere erişilmiş olup
© AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996 tarihinden beri 2.500.000 + 346534 kere ziyaret edilmiştir.

© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4
Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Fax: +49 30 3333 023 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©