|
|
|
|
|
|
|
Unutanlar için 10 soruda Deniz Feneri soruşturması
Zahid Akman'ın gözaltına alınmasıyla gözler bir kez daha Deniz Feneri soruşturmasına kilitlendi...
Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili bugün kritik bir gelişme yaşandı. Eski RTÜK Başkanı ve RTÜK üyesi Zahid Akman Ankara'da gözaltına alındı. Öte yandan üç Kanal 7 yöneticisi de İstanbul'da gözaltına alınarak Ankara'ya götürülüyor.
Peki, ana muhalefet partisi CHP'nin her fırsatta dile getirdiği Deniz Feneri soruşturması nasıl başladı?
İşte 10 soruda Deniz Feneri Soruşturması klavuzu..
41 MİLYON EUROLUK BAĞIŞ
1 Almanya'daki Deniz Feneri Derneği nedir?
İddianamede derneğin 1999'da Mörfelden kentinde kurulduğu yer aldı. Dernek kâğıt üzerinde, "Fiziksel, zihinsel, ruhsal yönden özürlüler ile maddi durumu iyi olmayan insanlara yardım etmek" için kuruldu ve 2002 -2007 arasında 41 milyon 423 bin Euro bağış topladı.
2 Yolsuzluk iddiaları nasıl ortaya çıktı?
Dernek yöneticileri ve davanın sanıkları bankalara yatırılan yardım paralarını yüklü miktarlarda çekmeye başlayınca dikkat çekti. Gelen ihbarlar da etkili oldu.
DAVANIN SANIKLARI KİMLER
3 Sanıklar kimler?
Alman savcılığı, Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş ve Mehmet Taşkan isimli kişiler hakkında dava açtı. Gürhan ve Taşkan sırasıyla dernek başkanlığını yürütmüş, Ermiş de muhasebe kayıtlarını tutmuştu.
4 Dernek nasıl yardım topluyordu?
Dernek, Türkiye'de Kanal 7 televizyonundaki reklamlarla halka ulaşıyordu. Almanya'da ise konser ve SMS'le para toplanıyordu.
YARDIM PARALARI NEREYE GİTTİ
5 Yardım paraları ne oldu?
İddianameye göre, yardımların sadece yüzde 40'ı yardım için kullanıldı. Yüzde 60'ı ise şirketlere aktarıldı.
6 Paralar hangi yöntemlerle aktarıldı?
İddianameye göre paralar bankalarda toplandı. Daha sonra bu paralar dernek yöneticisi olan sanıklar tarafından elden çekilmeye başlandı. Çekilen paralar Türkiye, Avusturya ve Almanya'daki 7 şirket hesaplarına sermaye artırımı olarak yansıdı.
7 Mali polis neden fark edemedi?
İddianameye göre dernekte, biri resmi biri gayrı resmi olmak üzere iki ayrı muhasebe tutuluyordu. Gayrı resmi muhasebe kayıtları Türkiye'de Kanal 7 televizyonunun bilgisayarlarında toplanıyordu bunun için Alman polisi dolandırıcılığı uzun yıllar fark edemedi.
ZAHİD AKMAN HAKKINDA İDDİALAR
8 Akman neden iddiaların ortasında?
İddianamede sanık olarak yer almayan RTÜK Başkanı Akman'ın dosyada isminin geçmesi, yasadışı para aktarımı yapılan firmalarda belli bir döneme kadar da olsa yönetici veya hissedar sıfatıyla bulunmasından kaynaklandı.
9 Başbakanın ismi nasıl geçti?
İddianamede şu ifadeye yer verildi: "02.02.05 tarihli Empfangsbestitigung 2 olarak nitelendirilen alındı belgesinde (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş'tenparayı, Türkiye Başbakanı'na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya'daki Tsunami' den zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş, bu konu; sanık Ermiş' in 7'nci kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir."
10 Hükümet neden suçlandı?
Almanya'daki Deniz Feneri davasında yargılanan sanıkların, Türk siyasi hayatından bazı siyasi hükümet yetkilileri ileilişki içinde olduğu savunulan iddianamede, para aktarılan şirket sahiplerinin Türkiye'deki iktidarla iç içe oldukları, Milli Görüş ve AKP'nin siyasetine sıkı sıkıya bağlı bulundukları savunuldu.
Muhalif Gazete - 06.07.2011 - 10:45
|
|
Deniz Feneri’nde 50 trilyon kayıp
Deniz Feneri soruşturmasında kara göründü: Yoksullara bağış toplayan derneğin Türkiye’deki kasasına giren 24 milyon avronun akıbeti belirsiz
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Deniz Feneri e.V soruşturmasının Türkiye ayağında sona yaklaşıldı. Ankara Cumhuriyet Savcılarının Almanya’dan getirdiği belgelerin büyük bir kısmının Türkçeye çevrilmesi tamamlandı. Derneğin Türkiye’deki kasasına giren paradan yaklaşık 24 milyon avrosunu nasıl harcadığı tespit edilemedi. Almanya’da görülen ve aralarında eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Kahraman’ın da “şüpheli” olarak bulunduğu Deniz Feneri e.V soruşturmasının Türkiye ile ilgili kısmında sona varıldı. Yaklaşık üç ay önce Almanya’ya giden Ankara Cumhuriyet Savcıları, burada soruşturmayı yürüten meslektaşlarıyla görüşmüşlerdi. Savcılar, belgelerin birer kopyasını alırken, tanıkları da dinlemişlerdi.
İddianame ağustostan önce
Taraf ’ın adli kaynaklardan aldığı bilgilere göre Almanya’dan getirilen belgelerin yüzde 90’ı Türkçeye çevrildi.
10.05.2011 tarihli Taraf'ta ARZU YILDIZ'ın haberinin devamını okumak için tıklayın.
|
|
600 kişiye Fener sorgusu
Türkiye’de 60 il ve ilçede dernekten ‘bağış’ alan isimlerin talimatla ifadesi alınacak
İSTANBUL - Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten ve ocak ayında iki hafta süreyle Almanya’da incelemelerde bulunan Türk savcıların Türkiye’ye dönüşlerinin ardından ilk ciddi adımı attıkları ortaya çıktı. Ankara Basın Savcısı Nadi Türkaslan ve ekibi aralarında 17 ilin bulunduğu; ilçelerle birlikte 60’ı bulan cumhuriyet savcılıklarından, “Almanya’daki dernekten bağış yoluyla para yardımı aldığı belirtilen isimler ile bu bağışın alındığını onaylayan muhtarların” talimatla ifadesine başvurulmasını talep etti. Talimatla ifadesi alınması istenen isimlerin sayısı yaklaşık “600 kişiyi” buluyor. Bu kişilere, “Makbuzlardaki imza sizin mi? Makbuzlarda yazılı miktarı bağış olarak aldınız mı? Aldıysanız makbuzda yazan rakamla, size bağış yapılan rakam aynı mı” soruları yöneltilecek. Almanya’daki yargılama sırasında Deniz Feneri e.V’nin bağış paraları Türkiye’de Kanal 7-Deniz Feneri Yardımlaşma Derneği organizasyonu altında dağıtıldığı belirlenmişti. Alman yargısı kriminal incelemelerde çok sayıda bağış makbuzunun “sahte” olarak düzenlendiğini tespit etmiş, yargılama sonucunda hapis cezası alan Deniz Feneri e.V’nin son başkanı Mehmet Taşkan ile Deniz Feneri e.V ve Euro 7’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş; İstanbul’da Kanal 7’nin merkez binasının üçüncü katında bağış makbuzlarının doldurulduğuna ve yapılan bağış miktarlarının gerçeği yansıtmadığına yönelik önemli itiraflarda bulunmuştu.
İki ay önce Almanya’da Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili binlerce belgeyi inceleyen Ankara Basın Savcısı Türkaslan ile ekibinin Ankara’ya dönmelerinin ardından soruşturma kapsamını genişlettiği belirlendi. Frankfurt’ta Deniz Feneri e.V davasının belgelerini inceleyen Türk savcılar binlerce yardım makbuzunu inceledi, birer örneklerini de Ankara’daki soruşturma dosyasına koydu. Cumhuriyet’in İstanbul’daki Sarıyer ve Tuzla cumhuriyet savcılıklarındaki kaynaklardan edindiği bilgiye göre Ankara’da Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten savcılar, “Deniz Feneri e.V’nin Türkiye’ye gönderdiği bağış paralarının yardım amacıyla dağıtıp dağıtılmadığı, dağıtıldıysa yardım makbuzlarında gösterilen rakamla verilen rakamın aynı olup olmadığının” araştırılması için çok sayıda ismin ifadesine başvurulmasını istedi. Bu şekilde şu ana kadar 17’si il olmak üzere 60’a yakın savcılığa başvuru yapıldığı öğrenildi.
MAKBUZ İÇİN NE DEMİŞLERDİ
Almanya’da hapis cezası alan iki ismin polis ve savcılık sorgusundaki itirafları iddianameye şöyle yansımıştı:
MEHMET TAŞKAN (Deniz Feneri e.V’nin son başkanı): “Parayı kendisi daha önce Firdevsi Ermiş’ten almış. Ermiş kendisine, parayı Zekeriya Karaman’a vermesini söylemiş. Ermiş kendisine, Taşkan’a, ayrıca üzerinde bu paranın Türkiye’de yardıma muhtaç kişilere dağıtılmak üzere olduğu ve Deniz Feneri’ne ait olduğu yazılı bir makbuz imzalatmış. Parayı keş Türkiye’ye götürüp teslim ettikten sonra, geri dönerken kendisine, İstanbul’daki Kanal 7 binasında, Almanya’ya götürmesi üzere, içinde ‘Alındı’ makbuzlarının bulunduğu bir bavul verilmiş.”
FİRDEVSİ ERMİŞ (Euro 7 ve Deniz Feneri e.V’nin muhasebecisi): “Ermiş’in ifadelerinde, ‘Yardım Alındı’ makbuzlarının (belgeleri) Türkiye’de düzenlendiğini, kendisi bizzat, bir bavul dolusu ‘Alındı’ makbuzu getirdiğini, bunların hepsinde tarih ve meblağ yerlerinin boş bırakılmış halde olduklarını, bunları İstanbul’da Kanal 7’nin binasında, 3. katta Harun Kapıyoldaş adındaki şahıstan teslim aldığını açıklamıştır. Türkiye Deniz Feneri kimin yardıma muhtaç olduğunu veya olmadığını tespit ediyormuştu. Hakkında ayrıca soruşturma yapılan Kapıyoldaş, Türkiye Deniz Feneri’nin ve Kanal 7’nin mali müşaviri ve finans işlerinden sorumlu kişisi olarak, çeşitli yardım makbuzlarını ‘Alındı’ belgesi formunda, güya mahallinde yardıma muhtaç kişilerce ‘Alınmış’ olarak imzalamış. Taşkan, Gürhan ve İzzet Kurum’un da böylesi belgeleri Türkiye’den getirdiklerini, bu belgelerin Türkiye’de düzenlendikleri, imzalandıklarını ve bu şekilde Almanya’ya getirildiklerini, bu belgelerin üzerindeki meblağların daha sonra yazıldıklarını, bu belgelerden para yardımını kimin yaptığının görülmediği, ancak kendisinin, Ermiş’in, gayri resmi muhasebeden, makbuzların üzerindeki para meblağlarının, makbuzlarda adları geçenlere verilmediğini bildiğini, açıklamıştır.”
© Cumhuriyet - Aykut Küçükkaya - 11 Mart 2011
|
|
İki Mehmet de sustu
Türk savcıların sorgulamak istedikleri Deniz Feneri zanlıları Mehmet Gürhan ile Mehmet Taşkan'ın ifade vermediği ortaya çıktı.
Cumhuriyet - Almanya’daki Deniz Feneri e.V. davası kapsamında halen hapiste yatan Euro 7 Genel Müdürü Mehmet Gürhan ile hapis cezası alan Deniz Feneri e.V.’nin son başkanı Mehmet Taşkan’ın geçen ay Almanya’da incelemelerde bulunan Türk savcılara ifade vermediği; susma haklarını kullandıkları ortaya çıktı. İki önemli ismin sorulara yanıt vermemesi şüphe uyandırırken savcıların Frankfurt’ta sorgulamak istedikleri bir diğer ismin ise Türkiye’de olduğu belirlendi.
Öne çıkan üç isim
Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten ve geçen ay iki hafta süreyle Frankfurt’ta dava dosyasındaki belgeleri inceleyen Ankara Basın Savcısı Nadi Türkaslan ve ekibi soruşturma kapsamında çok sayıda ismin de ifadesine başvurmak istedi. Bu isimler arasında üç kişi ön plana çıktı. Bu isimler Almanya’daki Deniz Feneri davasında çeşitli hapis cezalarına çarptırılan Deniz Feneri e.V.’nin kurucusu Gürhan, Taşkan ve hem Euro 7’nin hem de Deniz Feneri e.V.’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş’ti.
Anlaşma olasılığı
Frankfurt emniyetindeki kaynaklardan edinilen bilgiye göre Ermiş’i daha önce Ankara’da 36 saat süreyle sorgulayan Türk savcılar muhasebecinin Almanya’da da ek ifadesini aldı. Ancak Hessen Eyaleti Hünfeld Cezaevi’nde hapis cezasını çeken Mehmet Gürhan Frankfurt emniyetinde Türk savcılara karşı susma hakkını kullandı. Gürhan’ın susma hakkını kullanması Türk savcıları şaşırtmazken diğer önemli isim Taşkan’ın ifade vermemesi dikkat çekti. Alman yargısına dava kapsamında Ermiş gibi önemli itiraflarda bulunan Taşkan’ın Türk savcılara ifade vermeyeceğini açıklaması soru işaretleri yarattı. Almanya’da hapis yatan ve şu an serbest olan Taşkan’ın “Türkiye’de soruşturulan isimlerle anlaşmış olabileceği” yorumu yapıldı.
Mehmet Sıddık Balıkçı Türkiye’de
Türkaslan ve ekibinde bulunan Abdülvahap Yaren ile Mehmet Tamöz, mali komiser Alexander Böhm’ün eşliğinde Ümit Yaşar Sincanoğlu, Şahin Küsmüş, Bedrettin Bülent Bilgin gibi isimlerin ifadelerini aldı. Savcıların Frankfurt’ta sorgulamak istedikleri bir diğer isim Mehmet Sıddık Balıkçı’nın ise Türkiye’de olduğu belirlendi. Almanya’da soruşturulan isimler arasında yer alan Balıkçı’nın önemi Deniz Feneri e.V. davasından Frankfurt’ta hapis yatan Gürhan’ın dernek başkanlığı yaptığı dönemde (7 Nisan 2001-17 Kasım 2006 tarihleri arasında) derneğin ikinci başkanlığını yapmasından geliyor.
© Cumhuriyet - Aykut Küçükkaya - 19 Şubat 2011
|
KARAMAN’IN VE AKMAN’IN KADERİ ÇİZİLİYOR
Türkiye'deki Deniz Feneri'ni soruşturan savcılar Nadi Türkaslan, Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren'in çalışmaları, Almanya'daki ikinci davanın da kaderini belirleyecek.
Türkiye'de 2 yıldır sürdürülen Deniz Feneri e.V. soruşturmasını derinleştirmek için Almanya'ya gelen Türk savcılar, Almanya'daki ikinci davanın da kaderini belirleyecek. Halen ikinci davanın esastan görüşülmesi konusunda nihai kararı vermeyen Frankfurt Bölge Mahkemesi heyetinin, Türkiye'nin adli çalışmasını de değerlendirerek son kararı vereceği öğrenildi. Böylece Türk savcılar halen uhdelerinde yürütülen Türkiye'deki Deniz Feneri soruşturması kadar, Almanya'daki ikinci Deniz Feneri e.V. davasının seyrini de kısmen belirlemiş olacak. Uluslararası adli yardımlaşma mevzuatı çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı ile Frankfurt Savcılığı arasında aylardır sürdürülen yazışmalardan sonra, Türk savcı ekibi geçtiğimiz gün çalışmalarda bulunmak üzere Almanya'ya gelmişti. İki haftalığına Almanya'nın Frankfurt kentine gelen Ankara Cumhuriyet Savcılığı Basın bürosu savcılarının çalışması, Alman meslektaşlarının ikinci davanın esastan görüşülmesi konusundaki kararını da etkileyecek. Savcılar, Nadi Türkaslan, Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren, kaldıkları iki hafta boyunca Frankfurt kentinde, Alman yargısı ve polisinin elindeki Deniz Feneri e.V. dava ve soruşturması konusundaki bilgi, belgelerde incelemeler yapacak, şüpheli ve tanıkların ifadelerini alarak, konuyla ilgili savcılar, polis heyeti ile görüş alışverişinde bulunacak.
ALMAN YARGIÇLAR TÜRK SAVCILARIN HAREKETE GEÇMESİNİ BEKLİYOR
Almanya'da 2008 yılı Eylülünde 3 sanığın hüküm giymesiyle sonuçlanan "1. Deniz Feneri e.V." davasının bitiminden sonra soruşturmayı derinleştiren Frankfurt Savcılığı, örgütlü dolandırıcılığın Türkiye'deki elebaşıları ile suç ortakları aleyhine açılan iddianameyi kabul etmişti. Türkiye'deki 4 ana şüpheli Zekeriya Karaman, Aykut Zahid Akman, İsmail Karahan ve Harun Kapıyoldaş'a resmi tebligatların yapılmasından sonra, davanın esastan açılıp açılmaması konusunda ise hakim raportörün raporu ile ilave soruşturma sonuçları beklenmişti. Frankfurt Bölge Mahkemesi yargıç heyeti bu işlemlerin tamamlanması ve şüpheli avukatlarının görüş bildirmesine olanak sağlanmasından sonra, "ikinci" Deniz Feneri e.V. davasının esastan görüşülmesi konusunda nihai karar konusunda, Türkiye'deki adli makamların çalışma sonuçlarını beklemeyi tercih etti. Türkiye'de dava açılması ve Alman makamlarının hukuk ilkelerine uygun bir sürece kanaat getirmeleridurumunda, Almanya'da,şüpheli ve suçların aynı kişi ve konuları oluşturması nedeniyle, ayrıca bir dava açılmasına gerek görülmeyebilecek. Türk savcıların Almanya'daki çalışmaları konusunda kendilerine eşlik eden Alman polisi ve savcılarından rapor alacak, ekonomik suçlara bakmakla görevli Frankfurt Bölge Mahkemesi heyeti, "ikinci" Deniz Feneri e.V. davasının esastan görüşülmeye başlanması konusunda son kanaatini belirleyecek.
TÜRK SAVCILAR ÇALIŞMAYA BAŞLADI
Almanya'ya Lufthansa uçağı ile Münih aktarmalı olarak gelen ve Ankara Cumhuriyet Savcılarından Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz'den oluşan Türk adliye heyetine bir çevirmen ile bilgisayar uzmanı da eşlik ediyor. Frankfurt'tun Gallus semtindeki bir Türk işadamına ait otele yerleşen heyet, ilk gün Frankfurt Emniyet Müdürlüğü Mali Şube başkomiseri Alexander Böhm ve arkadaşları ile görüştü. Burada, kısa bir tanışma konuşması yapan ve çalışma programını gözden geçiren Türk savcıların 24 Nisan 2007 yılında, Frankfurt'taki Kanal 7 Int Televizyonu ve Deniz Feneri e.V. Avrupa Merkezi'ne yapılan polis baskınında el konulan bazı bilgisayar belleklerinden de kopya aldığı öğrenildi. Türk savcıların, başta 12 Ocak’a kadar Frankfurt'ta kalmayı planlamalarına rağmen, çalışmaların uzaması ihtimali nedeniyle kalış sürelerini 14 Ocak’a kadar uzattıkları öğrenildi. Ancak, otel rezervasyonları bu tarihe kadar yapıldığı için, muhtemelen savcıların, Türkiye'ye dönecekleri 15 Ocak’a kadar, son 2 gün başka bir otele taşınması gerekecek.
TÜRKİYE'DE HENÜZ DAVA AÇILAMADI
Türkiye'de İşçi Partisi'nin suç duyurusu üzerine Türkiye'deki Deniz Feneri hakkında soruşturma başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çalışmaları, Almanya'daki 1. Deniz Feneri e.V. davasının sonuçlandığı 2008 yılı Eylülünden beri sürdürülüyor. Türkiye'deki soruşturmayı tamamlayarak, iddianameyi dava açılması için sunmayı planlayan Savcı Türkaslan ve arkadaşlarının, Almanya'da çalışmalarda bulunması talebi Alman makamlarınca onaylanarak, Türkiye'ye gönderilmiş bu konuda yetkili olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) kararı, Adalet Bakanlığı üzerinden ancak 30 Aralık günü savcılara ulaştırılmıştı. Soruşturmanın siyasi boyutları nedeniyle türlü spekülasyonlar yapılmasına rağmen, soruşturmanın gizliliği ilkesine titizlikle uyan Basın Bürosu savcıları Türkaslan, Yaren ve Tamöz, Almanya'da Deniz Feneri e.V. soruşturmasını açan ve yürüten bayan savcı Kerstin Lotz ve arkadaşları ile de bilgi ve görüş alışverişinde bulunacak. Çok sayıda tanıkla görüşecek ve ifadeler alacak olan Türk savcılar, Almanya'daki davada hüküm giyen Mehmet Gürhan ve Mehtem Taşkan ile de görüşmeyi hedefliyor. Türk savcıların, önemli bilgiler vermesi nedeniyle tecilli salıverilen Firdevsi Ermiş ile programlarındaki yoğunluğa bağlı olarak, Frankfurt'ta görüşmeden feragat edebilecekleri öğrenildi. Ermiş, daha önce gizlice Ankara'ya gelerek savcılara kapsamlı açıklamalarda bulunmuştu. Türk savcıların ifadelerini almak istediği çok sayıda tanık ve şüpheli, avukatlarını devreye sokarak, ifade vermekten kaçındı, ya da konuyu muğlakta bıraktı.
KİLİT İSİM GÜRHAN BU KEZ KONUŞACAK MI?
Halen, Hünfeld Hapishanesi'nde yatan ve Türkiye'deki elebaşıların en güvendiği isim olan Mehmet Gürhan'ın, Türkiye'den beklediği ilgi ve desteği bulamaması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını öğrenen Türk savcıların, Almanya'daki davada susma hakkını kullanan Gürhan'dan daha somut ve ayrıntılı bilgi almayı denemesi bekleniyor. Tecilli erken salıverilme girişimleri, durumunu inceleyen bilirkişilerin aleyhindeki raporları nedeniyle, iki kez reddedilen hükümlü Mehmet Gürhan'ın polis ve savcılık raporlarına yansıyan ifadelerinde, tutukluluğu sırasında Türkiye'den siyasi müdahale ile hapisten kurtarılmayı beklediği kamuoyuna yansımıştı. Almanya merkezli olarak Avrupa'da yayın yapan Kanal 7 Int Televizyonu müdürü ve Deniz Feneri e.V. derneği eski başkanı Gürhan, hapishaneden verdiği ifade ile sahte noter vekaletnamesi davasında Türkiye’deki Kanal 7 Televizyonu Y.K. Başkanı Zekeriya Karaman ile, kendisini bizzat görmüş ve imzasına tanık olmuş gibi onay veren noterin, İstanbul'daki ceza davasından kurtarılmasında önemli rol oynamıştı.
© İrfan Ergi - Odatv.com - 05.01.2011
|
|
TÜRK SAVCILAR BU BELGEYLE TANIKLARI İFADEYE ÇAĞIRIYOR
Yakın tarihin en büyük vicdan dolandırıcılığında, aylardır süren yazışmalar ve işlemlerden sonra, Türk savcılar sonunda Alman adli makamlarıyla doğrudan işbirliği yapabilme ve soruşturmayı Almanya ayağında derinleştirme fırsatına kavuştu. Deniz Feneri yolsuzluğunun Türkiye ayağını 2 yıldır soruşturan Ankara Savcılığı ekipleri, 2 hafta boyunca Almanya’da bizzat çalışmalarda bulunacak.
Türk savcılar, Deniz Feneri e.V. dolandırıcılığını nihayet merkezinde soruşturabilecek.
Ankara Basın Savcısı Nadi Türkaslan ve arkadaşları, binlerce Türk’ün milyonlarca avrosunun dolandırıldığı Deniz Feneri e.V. soruşturması nedeniyle yeni yılın ilk iki haftasını Almanya’da geçirecek.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Almanya’dan 700 klasörden fazla olan dosya fotokopileri yerine bizzat Almanya’da inceleme yapması, örnek alması ve ifadelerin alınması sırasında hazır bulunması yönündeki talebi, 3 Eylül 2010 tarihinde Berlin Büyükelçiliği üzerinden Alman makamlarına aktarılmıştı.
Almanya Federal Adalet Bakanlığı’nın Hessen Eyaleti makamları üzerinden ulaştığı Frankfurt Savcılığı ve emniyetinin de daha önce olduğu gibi, yine olumlu görüş bildirmesi üzerine, 2011 yılının ilk iki haftası üzerinde anlaşmaya varıldı. Buna göre, Türk savcılar 3 Ocak 2011 tarihinden itibaren 2 hafta boyunca, Frankfurt’ta kalarak Türkiye’de aylardır sürdürülen Deniz Feneri soruşturması kapsamında adli çalışmalarda bulunacak. Türk savcılar, Türkiye’de 2 yıldır sürdürülen soruşturma için gerekli gördükleri bütün bilgi ve belgelerin kopyalarını, örneklerini de alabilecek. Almanya’daki bu çalışmadan sonra, Türkiye’deki soruşturma sürecinin de hız kazanarak sona yaklaşılması bekleniyor.

Hükümlü, sanık ve tanıklara gönderilen tebligat. Ankara Başsavcılığı’nın taleplerine onay veren Frankfurt Savcılığı’nın talimatıyla çok sayıda ifade tebligatı Frankfurt Polisi üzerinden ilgililere ulaştırıldı. Türk savcıları, yüzlerce dosya, delil, bilirkişi raporunu inceleyerek, Türkiye’deki soruşturma için gerekli gördüklerinden kopya ve örnekler alacak. Ayrıca hükümlü, sanık ve tanıkların ifadeleri de ocak ayının ilk iki haftası içinde alınmış olacak.
ALMANYA’DAN TAM DESTEK
Türkiye’de “Basın Soruşturma No: 2008/2111” dosya numarası ile yürütülen soruşturmayla ilgili yapılacak çalışmalar, Almanya’da daha önce sonuçlandırılan 1. Deniz Feneri e.V. davası ile halen yürüyen 2. soruşturma dosyalarının, delillerinin incelenmesi, hükümlü, sanık ve tanıkların dinlenmesi ile Alman adli ve polisiye makamlarıyla diyalogu içeriyor.
İlk etapta 2 hafta sürecek ve uluslararası adli yardımlaşma prosedürü kapsamında yürütülecek çalışmalar, Frankfurt Savcılığı ve Frankfurt Emniyeti Ekonomik Suçlar Dairesi’nin tam desteğiyle yürütülecek. Türkiye’de 2 yıldır süren soruşturma nedeniyle haklarında yapılan her türlü spekülasyona sessiz kalan savcılar, hükümlü, tanık ve sanıkların ifadelerini Frankfurt Emniyet Müdürlüğü’nün 5. katında alacak. Savcılara destek amacıyla, Alman polisleri ve yeminli mütercimler de görev yapacak. İfade vermesi amacıyla, çok sayıda kişiye bu amaçla davetiye tebliğ edildiği öğrenildi. Türk savcıların ifadesine başvurulmasını istediği kişilerin, gönüllü ifade vermeyi ret etmesi halinde, Alman Hakimliği üzerinden karar çıkartılarak, polis yoluyla cebren ifade alınması yöntemine başvurulacak.
TÜRKİYE’NİN TUTUMU ADLİ İŞBİRLİĞİNİ SEKTEYE UĞRATMIŞTI
Türkiye’nin tutumu nedeniyle yılan hikayesine dönen Deniz Feneri e.V. davasında doğrudan soruşturma ve adli işbirliğinde nihayet somut adım atıldı. Daha önce Türkiye’nin Alman savcılara Türkiye’de çalışma izni vermemesi nedeniyle, Almanya mütekabiliyet esasına göre Türk savcılara Almanya’da soruşturma yapma izni vermeyince, Deniz Feneri soruşturması konusundaki adli yardımlaşma, prosedür gereği ağır işleyen, belge-delil alışverişi üzerinden yürütülmüştü…
Almanya’da 3 sanığın hüküm giymesi ile sonuçlanan 1. Deniz Feneri e.V. davasından sonra, örgütlü dolandırıcılığın Türkiye’deki asıl elebaşlarına yönelik ikinci bir soruşturma başlatan Alman adli makamları iddianameyi kabul ederek, Türkiye’deki 4 şüpheliyle resmi tebligatta bulunmuştu.
© İrfan Ergi - Odatv.com - 23.12.2010
|
|
| |
ALMANLAR İSTEDİ AMA AKMAN SORGULANMADI Adalet Bakanı Ergin, ‘Deniz Feneri’nin Türkiye bağlantılarını araştıran Almanlara, istedikleri Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Karaman’ı sorgulama izninin verilmediğini açıkladı
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’nin Türkiye bağlantılarını araştırmak amacıyla Türkiye’ye gelerek eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ı sorgulamak isteyen Alman yetkililere izin verilmediğini resmen açıkladı. Ergin’in iznin niye verilmediği konusunda herhangi bir gerekçe açıklamaması dikkati çekti. CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Frankfurt Savcılığı Sözcüsü Doris Muler-Scheu’nun, Almanya’nın Türkiye’deki Deniz Feneri davasında bir Alman polis ve bir savcının Karaman ve Akman’ın soruşturmasını talep ettiği, ancak Türkiye’den “ret” yanıtı aldığına ilişkin demecini 22 Aralık 2009’da TBMM’ye taşıdı.
Dibek’in soru önergesine 17 Mart’ta yanıt veren Ergin, Alman makamlarla Türk makamlar arasında yaşanan adli yardım sürecini şöyle açıkladı:
Almanlar istedi ama... “Frankfurt Bölgesel Mahkemesi Savcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, bakanlığımızdan adli yardım talebinde bulunulmuştur. Evrak Ankara Cumhuriyeti Başsavcılığı’na gereği için iletilmiştir. Frankfurt Bölgesel Savcılığı’nın 20.01.2009 tarihli 6350J2L01 07/08 sayılı adli yardım evrakına ilişkin işlemler, adli yardım talebiyle Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin 21.04.2009 tarihli üst yazısı ekinde 24.04.2009 tarihinde bakanlığımıza ulaştırılmış, herhangi bir eksiklik ya da çeviri hatası olup olmadığı incelendikten sonra 30.04.2009 tarihli yazıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 05/05/2009 tarihli yazısıyla, evraka konu bazı işlemler bakımından ek bilgi talep edilmiştir.
Savcılık rızası Adli yardım talebinin sağlıklı ve süratli bir şekilde yerine getirilmesine yönelik olarak, 06.05.2009 tarihli yazımızla, Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nden, talep edilen ek bilgilerin tamamlanması amacıyla keyfiyetin Frankfurt Bölgesel Mahkemesi Savcılığı’na ivedilikle iletilmesi ve sonucundan bilgi verilmesi istenilmiş olup, Büyükelçiliğin 04.08.2009 tarihli yazısı ekinde alınan evrak, 06.08.2009 tarihli yazımızla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmiştir.
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi’nin 4’üncü maddesinde yer alan hüküm gereğince, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı rıza gösterdiği takdirde, Alman makamları hazır bulunabilecektir.
Gerekçesiz ret Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Almanya’da görevli bazı yetkililerin adli yardım evrakıyla ilgili olarak Türkiye’de yapılacak hukuki işlemlere dahil edilmesine, hazırlanan soru kataloğundan zanlılar ile şahitlere soru sormalarına izin verilmesine yönelik talebin uygun bulunmadığına ilişkin yazının, bakanlığımızın Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne 20.10.2009 tarihinde gönderilmesi üzerine, talebin uygun bulunmadığı Alman makamlarına 20.10.2009 tarihinde iletilmiştir.
Adli yardım talebine ilişkin işlemler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yerine getirildiğinden, daha sonraki süreçte yapılan işlemlere ilişkin olarak bakanlığımız Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde başkaca bir bilgi bulunmamaktadır.”
"Bakanlık savsakladı" 22 Aralık’ta sunduğu soru önergesinde iznin hangi gerekçelerle verilmediğini soran CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, aldığı yanıtı Milliyet’e değerlendirdi:
“Ret gerekçesini sordum, ancak gerekçesinin ne olduğu söylenmemiştir. Ret gerekçesinin hukuki gerekçesi olsa bizimle paylaşacaklar. Hükümet istikrarlı şekilde, tavrını bozmadan olayı örtbas etmek, gizlemek istiyor. Deniz Feneri gerçeğinin öğrenilmesini engellemek istiyor. Alman makamlarının adli yardım anlaşmalarının gereği ilettiği talebe karşın bakanlık bu işi savsaklamış. ‘Eksik bilgi var’ diye 4 ay oyalamış. Açıkça uluslararası anlaşmalara aykırı davranmış. ‘Ret gerekçesi devlet sırrı mıdır’ diye, ‘ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğu için mi açıklanmadı’ diye yeni bir soru önergesi vereceğim.”
© Milliyet 25.03.2010 - MERİÇ TAFOLAR - Ankara
|
| |
İFADE VERDİ VE GİTTİ
Deniz Feneri e.V. davasındaki itiraflarıyla Almanya’nın en büyük bağış dolandırıcılığını ortaya çıkaran Kanal 7’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş, Ankara’da gizlice ifade verdi. Ermiş’e tutuklanmayacağına dair güvence verildiği öğrenildi
Almanya’daki en büyük bağış dolandırıcılığı davası Deniz Feneri e.V’nin kilit ismi ve Kanal 7’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş, soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nda gizlice ifade verdi. Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürüten özel ekibin başkanı Başkomiser Alexander Böhm, Milliyet’e yaptığı açıklamada, Ermiş’in “bir süre önce bilgileri ve onayları dahilinde Türkiye’ye giderek savcılığa ifade verdiği”ni doğruladı. Ermiş’in Türkiye’ye gitmeden önce, savcılıktan tutuklanmayacağına dair güvence istediği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan ve ekibi, kritik bilgilere sahip Deniz Feneri e.V, Euro 7 GmbH ve diğer şirketlerin muhasebesini yürüten Ermiş’e “Türkiye’ye geldiğin gibi, özgür biri olarak geri döneceksin” mesajı gönderdi.
“İftiracı” demişti Verilen güvence üzerine, Alman polisi ve savcısına bilgi vererek, gizlice Frankfurt’tan Ankara’ya gelen Ermiş, savcılıkta bütün gün ifade verdi. Saatler süren ifadeden sonra Frankfurt’a geri dönen Ermiş, Türkiye seyahatini yakınlarına “Doktora çalışması için İstanbul’a gittim” sözleriyle açıkladı. Türkiye’deki Deniz Feneri yöneticilerinin bildirileriyle suçlanarak doğrudan hedef alınan ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman tarafından “iftiracı olmak”la itham edilen Ermiş’e tutukluluğu sırasında susması ve bütün suçu üstlenmesi karşılığında maddi - manevi destek teklif edilmişti. 25 Nisan 2007’de Deniz Feneri e.V. ve Kanal 7 Int merkezine yüzlerce polisle yapılan baskınla gözaltına alınan Ermiş, bütün suçun kendisine yüklenmek istendiğini anlayınca Alman makamlarıyla işbirliğine karar vermişti.
İfadeleri davayı etkilemişti Kanal 7 Müdürü Mehmet Gürhan ile Türkiye’deki yöneticilerin kendilerini kurtarmak için suçu bütünüyle kendi üzerine yükleyeceklerini düşünen Ermiş, gözaltındayken Kanal 7’nin tuttuğu Türk avukatı reddederek, Alman avukat Dr. Hanno Durth ile anlaşmış, Alman sorgu makamlarına gereken bütün bilgi ve belgeleri vermişti.
Almanya’da 17 Eylül 2008’de 3 kişinin suçlu bulunmasıyla sonuçlanan Deniz Feneri e.V. yargılamasında Ermiş de suçlu bulunmuş, 1 yıl 10 ay tecilli hapisle cezalandırılmıştı. Ermiş, soruşturma ve dava sürecinde ayrıntılı itirafları, Deniz Feneri e.V. ile ilgili ticari şirketlerde çifte muhasebe kayıtlarını içeren veri CD’sini ortaya çıkarması, kara para aklama ve kuryelik belgelerini açıklamalarıyla davanın seyrini belirlemişti. İstanbul’daki Kanal 7 yöneticileri, davanın uzaması ve kamuoyunda ses getirmesi üzerine, yargılama süreci sırasında itiraflarda bulunarak suçun ortaya çıkarılmasını sağlayan Ermiş aleyhine sert açıklamalarda bulunmuştu. Mahkeme Hâkimi Dr. Jochen Müller ise, sözlü karar mütaalasında, Ermiş’in 3 zanlı arasında gerçekten pişmanlık duyan tek kişi olduğunu ve adalete yardımcı olarak vicdani sorumluluğunu yerine getirdiğini belirtmişti. Deniz Feneri e.V. davasında eski dernek başkanı ve Kanal 7 Int Müdürü Mehmet Gürhan’a 5 yıl 10 ay, Deniz Feneri e.V’nin son başkanı Mehmet Taşkan’a da 2 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti.
Çifte kayıtların CD’sini teslim etti Deniz Feneri e.V yöneticilerinin hapis cezalarına çarptırıldığı davada Ermiş, Türkiye’de gizli bir yerde sakladığı çifte muhasebe kayıtlarını içeren CD’yi polise teslim ederek, toplanan bağış paralarının amaç dışı kullanıldığının belgelenmesine yardımcı olmuştu. Mahkemede, Deniz Feneri e.V ve bağış paraları ile kurulan şirketler arasında tutulan biri resmi, diğeri gayrı resmi iki ayrı muhasebe tutulduğu konusunda bilgiler veren Ermiş, Deniz Feneri e.V’nin 5 yıl içinde topladığı 42 miyon eurodan fazla bağış parasının kuryelerle Türkiye’ye nasıl taşındığını, hangi şirketlere aktarıldığını ve hangi şirketlerin kurulmasında kullanıldığını anlatmıştı.
Ermiş ayrıca, kuryelerle taşınan paraların kimler tarafından alınıp kimlere verildiğine dair gayri resmi muhasebe konusunda da önemli bilgiler vermişti.
© İRFAN ERGİ - Frankfurt - Milliyet - 21.02.2010
|
|
|
|
|
Oluşturulduğu 18.10.2009 tarihinden beri bu sayfaya 1799 kere erişilmiş olup © AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996'dan beri 2.500.000 + 1249000 kere ziyaret edilmiştir.
© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4 Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Fax: 3333 023 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©
|
|
|