Erdoğan'a "Şeyhülislam" danışman!


Almanya’da “Şeyhülislam” unvanıyla tanınan ve AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın da kayınpederi olan Ali Yüksel’in, Başbakanlık danışmanlığına atandığı ortaya çıktı. Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, atamayı doğruladı.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, bir süre TBMM’ye bir önerge vererek, ‘’1990’lı yıllarla birlikte İslami holding yapılanmalarında etkili olan ve Deniz Feneri Derneği ile de bağlantılı bulunan’’ Ali Yüksel’in Başbakanlık danışmanlığına atanıp atanmadığını sordu. Kart’ın önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek atamayı doğruladı ve şöyle dedi:

“Kamu kurum ve kuruluşlarına atanacak kişilerde aranan şartlar, atamayla ilgili usul ve esaslar kanunlarla ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Önergede adı geçen kişinin atanması da bu kapsamda yapılmış olup, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Müftü Muavinliği, İzmir Bornova Vaizliği, Olgunlaştırma Müdür Yardımcılığı, Alanya Lisesi ve Antalya Ortaokulu Din ve Ahlak Dersi öğretmenliği gibi alanlarda çalışmış kamu deneyimi olan bir kişidir. Ayrıca Almanya’da ‘Auslandinstitüt’ (Yabancılar) eğitimi görmüş, Bochum Üniversitesi Şarkiyat bölümünde ihtisas derneklerinde eğitim ve idari görevlerde bulunmuş ve aralarında Türkler, Almanlar ve Arapların da bulunduğu 26 federasyon üyeliğine sahip Almanya İslam Konseyi’nde Din Kurulu Başkanlığı yapmıştır”

NASIL ŞEYHÜLİSLAM OLDU?
Ali Yüksel, 5 Mayıs 2008’de kendisiyle yapılan bir röportajda, ‘’Şeyhülislam’’ seçilmesini şöyle açıklamıştı.
“Almanya’da, Alman devleti nezdinde İslamı temsil eden bir makam yoktu. Boşluk hissedildi. Almanya İslam Konseyi ile tanıştık. Bu konsey, o zaman Bonn’daki Federal Parlamento’da, muhatap kuruluşlar kütüğüne kaydını yaptırmıştı. Biz de üye olduk. Bizim dışımızda Araplar, Boşnaklar ve diğer Müslüman kuruluşlar vardı. Hazır bulunmadığım ve sonradan katıldığım bir toplantıda beni Din Kurulu Başkanlığına seçmişler ve adını ‘Şeyhülislam Makamı’ koymayı kararlaştırmışlar. Ben toplantıya katılınca itiraz ettim. Milli Görüş teşkilatında genel sekreter olarak görev yapıyorum, bu doğru olmaz. Bu kurumu ‘Şeyhülislam Makamı’ diye adlandırmak da bence yanlış. Şeyhülislamlığı aşındırır, dedim. Ama oradaki insanlar, bir kişi hariç bunun iyi bir şey olacağını ifade ettiler. Ve benim görevi kabul etmeme isteğimi hep beraber reddettiler. Biz de kabul ettik, arkadaşları kıramadık.’’

03.08.2010 - Birgün

Türkiye'nin İsrail'le yaşadığı gemi krizi tazeliğini korurken bir de ortaya İran çıktı. İran lideri Ahmedinejad Gazze'ye yardım gemisi yola çıkardı. İçinde Devrim Muhafızları var. Gemiler Cuma günü orada. İsrail'in tavrı belli. Çatışma kaçınılmaz. Sözcü - 15.06.2010

-“Sayın Başbakan AKP’nin kasasına bir kuruş Deniz Feneri parası girmemiştir diyor. Türkiye’de henüz dava açılmadı, yargılama başlamadı. O nedenledir ki, AKP’nin kasasına bir tek kuruş Deniz Feneri parasının girip girmediğini bilmiyoruz. Ama elimizdeki resmi belgelere ve Alman yetkililerinin hazırlamış bulunduğu soruşturma raporlarına göre Sayın Başbakan Deniz Feneri dosyasına girmiştir...”

-“100 yılın soygun hareketi olarak mahkeme tutanaklarına geçen Almanya Deniz Feneri dosyasındaki belgeler ortaya çıktıkça, soygunun ne kadar karmaşık, karmaşık olduğu kadarda ibret verici olduğu ortaya çıkmaktadır”

-“Alman yargıç, buradakiler piyon, esas elebaşları Türkiye’de demişti. Aradan yaklaşık 1 yıl geçti.. Hala dava açılmadı, Türkiye’deki elebaşının kim olduğu da tartışma konusu...”

İletişim Koordinatörlüğü (Ankara) - CHP MYK üyesi Ali Kılıç CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında “Alman polis raporunda bir Başbakan, adı Recep Tayyip Erdoğan...” dedi.

Basın toplantısında, “Sayın Başbakan AKP’nin kasasına bir kuruş Deniz Feneri parası girmemiştir diyor. Türkiye’de henüz dava açılmadı, yargılama başlamadı. O nedenledir ki AKP’nin kasasına bir tek kuruş Deniz Feneri parasının girip girmediğini bilmiyoruz. Ama elimizdeki resmi belgelere ve Alman yetkililerinin hazırlamış bulunduğu soruşturma raporlarına göre Sayın Başbakan Deniz Feneri dosyasına girmiştir...” diyen Kılıç’ın açıklamaları ve gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle

“Değerli basın mensupları, bugün yine Deniz Feneri dosyalarıyla sizlerle birlikte olacağız. Bildiğiniz gibi Deniz Feneri davası Almanya’da başladığı günden buyana Sayın Genel Başkanımızın talimatlarıyla bu dosyayla yakından ilgilendik. Zaman zaman Grup Başkanvekilimiz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da bu davalara katılmış ve kamuoyunu birlikte bilgilendirmiştik. Uzun süreden buyana Deniz Feneriyle ilgili Türkiye’de çeşitli tartışmalar var, çeşitli yazışmalar var. Almanya’dan gelen adli yardım talepleri var. Ve bir türlü düğmeye basılmayan bir dosya var Türkiye’de. Almanya’da yargı kararı verildi. Almanya’da bu konuyla ilgili insanlar mahkum oldu ve en son duruşma salonunda Alman yargıcın dediği gibi buradakiler piyon, esas elebaşları Türkiye’de demişlerdi ve aradan yaklaşık neredeyse 1 yıl geçiyor. Hala Türkiye’deki elebaşlarının kim olduğu bir tartışma konusu. Birçok davanın bir numarası soruluyor. Bizde diyoruz ki, acaba bu Deniz Feneri’nin bir numarası kim? Artık yavaş buda ortaya çıksın.

Değerli basın mensupları, aşağıda açıklayacağımız bilgi ve belgeler özellikle belirtmek isterim ki bizi derinden üzmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının adının 100 yılın soygunu hareketiyle aynı dosyada yer alması kuşkusuz ki tüm vatandaşlarımızı derinden üzmektedir. Biz bu dosyayı açıklamakla kamuoyunu bilgilendiriyoruz. Gerçekleri sizlerle paylaşıyoruz. Bu bizim görevimiz. Bundan sonrası ise Türkiye’de gerçekten bu işin yetkilileri, bu sorumlularının artık devreye girmesi gerekiyor diyoruz ve bu bilgileri sizlerle paylaşma gereği duyuyoruz. Evet Alman polis raporunda bir Başbakan, adı Recep Tayyip Erdoğan. Altını çizerek vurguluyorum. Deniz Feneri Almanya Derneği Alman polis raporunda bir Başbakan, adı Recep Tayyip Erdoğan.

Sayın Başbakan AKP’nin kasasına bir kuruş Deniz Feneri parası girmemiştir diyor. Türkiye’de henüz dava açılmadı, yargılama başlamadı. O nedenledir ki AKP’nin kasasına bir tek kuruş Deniz Feneri parasının girip girmediğini bilmiyoruz. Ama elimizdeki resmi belgelere ve Alman yetkililerinin hazırlamış bulunduğu soruşturma raporlarına göre Sayın Başbakan Deniz Feneri dosyasına girmiştir. 100 yılın soygun hareketi olarak mahkeme tutanaklarına geçen Almanya Deniz Feneri dosyasındaki belgeler ortaya çıktıkça soygunun ne kadar karmaşık, karmaşık olduğu kadarda ibret verici olduğu bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Almanya Deniz Feneri davasının ana dosyaları şurada da gördüğünüz gibi toplam 13 dosyadan oluşmaktadır. Ayrıcı iki kamyon dolusu belge ve soruşturma dosyaları hala Almanya’da mahkemelerde beklemektedir.

Soruşturmayı yürüten Frankfurt Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan Deniz Feneri dosyasında sanık ve şüpheliler sıralanırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın adı da bu kişiler arasında yer almaktadır. Frankfurt Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan 100 yılın soygun hareketinin anlatıldığı polis raporunun 55. sayfasından itibaren altını çizerek vurguluyorum üzüntü vericidir ki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan anlatılmaktadır. Önce Necmettin Erbakan’ın anlatıldığı, Erdoğan’ında onun takipçisi olduğu belirtilen Alman polis raporunda özelliklede Minister President yani Başbakan olarak Erdoğan’ın siyasi kariyerinin detaylarına kadar irdelenmesi, kaleme alınması oldukça dikkat çekicidir. 100 yılın soygun olayı raporuna Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın adının eklenmesi aile ilişkilerine, bağlı bulunduğu tarikat ve Gürcü kökenli olduğu belirtilerek etnik kimliğine kadar detaylar verilmektedir.

Bilindiği gibi Frankfurt’taki Deniz Feneri davası iddianamesinde bir siyasi baskıdan bahsedilmişti. Daha sonra her ne hikmetse bu konu kapatılmıştı. Dosyada siyasal İslam’ın ilk temsilcisi olarak gösterilen Necmettin Erbakan’ın şu sözlerine yer verilmesi de oldukça dikkat çekicidir. Bir gün iktidarı ele geçireceğiz, bu kanlımı olacak, kansız mı olacak? İşte açıkta olan soru budur. Sayfaları çevirdikçe kuran kursları, imam hatip okulları ve dini kullanmanın doğurduğu tehlikeler üzerine yaşanan 28 Şubat sürecide irdelenmekte. Ardından bu cephedeki bölünme detaylı olarak anlatılmaktadır. Erdoğan – Gül, Erbakan – Kutan arasındaki bölünme yol ayrımı olarak vurgulanmaktır.

Öte yandan yine dosyada Erdoğan’ın Kemalistler laikliği bir din gibi algılıyor sözlerine vurgu yapılıyor. Dosyada Erbakan ve Erdoğan’dan sonra Zahid Akman, Zekeriya Kahraman, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan, Firdevs Ermiş, İsmail Karahan, Harun Kapuyoldaş, Mehmet Sıddık Balıkçı, Bedrettin Bülent Bilgin, Ümit Yaşar Sincanoğlu, İzzet Kurum, Mustafa Çelik, Gökhan Gürbüz, Hakkı Sadal, Seyyar Kutun, Şahin Küsmüş, Orhan Durmaz, Erhan Yatar ve Ahmet Coşar’ın adları da teker teker yer almaktadır. Bilindiği gibi Alman makamları yukarıda adını biraz önce aktardığımız 19 kişiyle ilgili Türkiye’den hem de iki defa üst üste adli yardım talebinde bulunmuştur. Dosyadaki şemaya göre Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu yapılanma anlatılırken ilk sırada yer alıyor olması oldukça düşündürücüdür.

İşte dosyadaki bazı başlıklar; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın etnik kökeni, yani Gürcü Müslüman olduğu vurgulanıyor. Bir denizci olan babasını İslami takvime göre 7. ay olan ramazan ayında doğması nedeniyle ona Recep adını verdim. Erdoğan piyalepaşa camiine yakın bir ilkokula gitti. İmam hatip lisesini bitirdikten sonrada Marmara üniversitesini bitirdi. Türkiye’de türban dini sembol olarak görülüyor. Recep Tayyip Erdoğan gençliğinde radikal İslamcı grup olan Akıncıların üyesiydi. Erbakan’ın Milli Nizam Partisine girdi, Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı, parti kapatılınca MSP’ye geçti. İstanbul anakent başkanlığı yaptıktan sonrada 2001 yılında Fazilet Partisinden ayrılarak arkadaşlarıyla birlikte AKP’yi kurdu ve iktidara geldi. Başbakan Erdoğan’ın Deniz Feneri zanlılarıyla aynı dosyada yer alıyor olması oldukça düşündürücü ve bir tesadüfün çok çok ötesinde olsa gerek.

Bütün bu soruları Sayın Başbakanın yanıtlamasını bekliyoruz. Türk kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bir ülke düşününki onun Başbakanı 100 yılın soygun hareketi olarak nitelenen ve esas amacı yargısı tarafından siyaset, tarikat ve ticaret olarak açıklanan Deniz Feneri gibi utanmazca bir soygun düzeninin dosyasında adı geçsin. Bir ülke düşününki onun Başbakanı bu derneği Almanya’ya gittiğinde ziyaret etsin. Oradan gelen parayı tusinami olayındaki felaket kurbanlarına göndersin. Oranın baş yükümlüsüyle fotoğraflar çektirsin. Adı mahkeme dosyalarında yer alan hemen hemen bütün sanıklar çok önemlidir. Sayın Başbakanın etrafındaki kişilerden oluşuyor olması oldukçada önemlidir.

Bir diğer konu değerli arkadaşlar, bu konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapan bir gazeteci arkadaşımızın da işine yine aynı amaçla son verildiğini de biliyoruz. Şimdi biz Sayın Başbakana soruyoruz.

1) Sayın Başbakan sizin bu dosyadan haberiniz var mı?

2) Haberiniz varsa bu konuda Alman yetkililerden herhangi bir bilgi alınmış mıdır?

3) Haberi yoksa bu açıklamamızdan sonra herhangi bir girişimde bulunmayı düşünür müsünüz?

4) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının Almanya’da 100 yılın soygunu olarak kabul edilen yolsuzluk dosyasında adının geçmesi her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşını derinden üzmektedir. Hükümet bu konuda herhangi bir girişimde bulunmayı düşünür mü?

5) Sayın Başbakan AKP’nin kasasına bir tek kuruş Deniz Feneri parası girmemiştir diyor. Peki AKP ve Sayın Başbakanın kendisi Deniz Feneri dosyasına girmiş midir? Bunu kendilerinden öğrenmek isteriz.

6) Alman Başkomser Alexander Böhm biliyorsunuz soruşturmayı yürüten ve bilirkişi olarak mahkemede açıklamalarda bulunan Başkomser Alexander Böhm duruşma salonunda bilirkişi olarak sunumunu yaparken bu soygunun elebaşları Türkiye’de demişti. Kastettiği kişiler arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var mıdır?

7) Türkiye’de Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak bir gizlilik alınmıştı. Acaba bu kararın arkasında Sayın Başbakanın adının bu dosyada yer alması yatıyor mu?

8) Başbakanın 100 yılın soyguncularıyla aynı dosyada yer alması karşısındaki tutumu merak konusudur. Eğer Sayın Başbakan güvenilir dediği arkadaşlarıyla aynı dosyada yer almak ya da aynı dosyanın içerisinde adının geçmesinden mutluluk duyuyorsa bunu da Türk kamuoyuyla paylamasını bekliyoruz.

Şimdi değerli dostlar Sayın Başbakanın bu skandalla ilgili gerçek duruşunu, tavrını ve açıklamalarını Türk kamuoyu bekliyor.

Bütün bu soruların Sayın Başbakan tarafından mutlaka yanıtlanmasını bekliyoruz. Türk kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu nedenledir ki, Sayın Başbakan benim Deniz Feneriyle ilgim yok dese de, başta kendisi olmak üzere birçok AKP’li politikacının adının Deniz Feneri dosyasında geçtiğini çok iyi biliyoruz.

Değerli basın mensupları, Türk siyasi tarihinde böyle bir skandal görülmedi. Bir skandal düşününki Almanya’da yargı süreci tamamlanmış, Almanya’da gözaltına alınanlar mahkum olmuş, Türkiye’deki ele başlarıyla ilgili hala bir soruşturma sürecine girilmemiştir. Bunu da tüm Türk kamuoyunun bilgisine sunmak istiyorum. Fakir fukaradan yardım adı altında toplanan paraların nasılda iç edildiğini, nasılda birilerine şirketler kurdurulup bir kez daha görüyoruz. Kısaca bir siyasetin nasıl beslendiğini hep birlikte görüyor ve tanık oluyoruz. Bu ayıbı temizlemek yine yüce Türk halkına düşmektedir. Her türlü yolsuzluk ve hukuksuzlukla kararlıkla mücadele eden Cumhuriyet Halk Partisi bu ve benzeri yolsuzluklarda ucu kime dayanırsa dayansın sonuna kadar takip edecek, bugün, bugün olmazsa ama yarın mutlaka yargı önünde hesap vermelerini sağlayacaktır.

Saygılar sunuyorum.

Soru: Dosyada Başbakan birincisi hangi suçlarla suçlanıyor. İkincisi ise sizin elinizde 13 dosya var Deniz Feneriyle ilgili. Bu elinizdeki belgeleri yargıya intikal ettirdiniz mi?

Ali KILIÇ- Bu belgeleri yargıya intikal ettirmedik. Bu belgelerin yargıya intikal edilmesi için yargının bizden böyle bir talepte bulunması gerekiyor. Bize bugüne kadar böyle bir talep gelmedi. Hatırlayacaksınız ilk basın toplantısını düzenlediğimiz günden bugüne her düzenlediğimiz basın toplantısında arzu ederlerse biz bu dosyaları yargıya teslim edebiliriz demiştik. Ama bugüne kadar bize böyle talep gelmedi. Bu nedenle böyle talebimiz olmadı.

Sayın Başbakanla ilgili sorunuza gelince de; biz Sayın Başbakanın suçlu olduğunu, herhangi bir parayı alıp bir yere taşıdığını söylemiyoruz. Şu elimdeki dosya bakın Frankfurt Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan dosyadır. Yaklaşık 500 sayfadan oluşuyor. Ve bu 500 sayfanın içerisinde adı geçen 19 kişiyle ilgili olarak adli yardım talebinde bulunmuştur. Sayın Başbakanın adı da 55. sayfadan 61. sayfaya kadar geçiyor ve resmi birlikte birazdan basın bildirisi olarak yayınlayacağımız bildiride de göreceksiniz. Bu şekilde Sayın Başbakanın adı detaylarına kadar, yaptığı çalışmalara kadar yer alıyor.

Bu dosyayı Frankfurt Emniyet Müdürlüğü hazırlayıp soruşturmayı bitirdikten sonra mahkemeye gönderiyor. Mahkemede bunun üzerine iddianameyi hazırladı. Hatırlayacaksınız o iddianamede de Türkiye’de bu dosyayla ilgili bir siyasi baskıdan bahsedilmişti. Ama kısa bir süre sonra bu siyasi baskı lafları bir şekilde kapatıldı. Ancak biliyorsunuz Alman Büyükelçiliği bir kripto açıklamıştı. Bu kriptoda Sayın Başbakanın ve dönemin adalet bakanının özelliklede bu dosyayla ilgilendiklerini, hatta çok da fazla bilgiye sahip olduklarını vurgulamıştım. Şimdi biz sadece soruyoruz, diyoruz ki bu dosyada yer alan toplam 21 kişi var. Biriside Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan’dır. Toplam 21 kişi. Bu 21 kişiden 19 kişiyle ilgili bildiğimiz bir şey hepiniz biliyorsunuz. 19 kişiyle ilgili Türkiye’den adli yardım talebinde bulunmuştur. Ve soruyoruz bu iki kişinin adı da var mıdır, yok mudur? Bir şema düşünüyorsunuz ki biliyorsunuz polis raporları böyle hazırlanır. Eğer bir şekilde Sayın Başbakanın etrafına kadar bu dava gelmemiş ise, bu soruşturma gelmemiş ise Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının adının bu dosyada yer alması neyi ifade ediyor.

Neden Türkiye’de bir Bülent Arınç değil de, bir Abdüllatif Şener değil de özelliklede Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve daha önceki Milli Selamet Partisinin Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın adı bu dosyada yer alıyor. Düşündürücü olan budur. Bizde bu konuda bir açıklama beklediğimiz için elimize geçen bu belgeleri hiç tereddüt etmeden, kimseyi itham etmeden siyasi sorumluluğumuz gereği Türk kamuoyunun bilgisine sunuyoruz ve muhataplarında bu konuda yanıt vermesini bekliyoruz.

Bugüne kadar 40’ın üzerinde soru sorduk hiçbir sorumuza hükümet tarafından yanıt gelmemiştir. Dileriz hiç olmazsa bu defa bizzat Sayın Başbakanın adının geçtiği için, ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üzüntü duyuyorum. Benim Başbakanımın adı kim olursa olsun, hangi siyasi düşüncenin temsilcisi olursa olsun 100 yılın soygun dosyası olarak ifade edilen Deniz Feneri dosyasında adının geçmesi neyi ifade ediyor. Eğer böyle bir şey yok ise ki biz olmadığına inanıyoruz. Yok ise o zaman Sayın Başbakan Alman makamlarıyla ilgili bir yazışmaya girmiş midir, bunun hesabını sormuş mudur? Bunun hesabını sormak Sayın Başbakanın ve hükümetin görevidir. Bu konuda adım atmasını bekliyoruz.

Soru: Burada sadece enformatik bilgi var. Sayın Başbakanın öz yaşam öyküsüyle ilgili. Doğrudan ya da dolaylı bir suçlama var mı dosyada?

Soru: Yoldan geçen birimi, nasıl aldınız bu dosyaları?

Ali KILIÇ- Ben de size onu soruyorum. 100 yılın soygun hareketi olarak ifade edilen bir davanın içerisinde yoldan geçen birinin adı mı konuluyor? Neden Ali Kılıç’ın adı yok? Neden bir başkasının adı yok da özellikle Sayın Başbakan’a 6 sayfa yer ayrılıyor. Etnik kökenine kadar, aile yaşamına kadar, hangi tarikata bağlı olduğuna kadar bilgiler alınıyorsa o zaman düşündürücüdür. Ayrıca değerli arkadaşlar, bu dosyada hiç kimse itham edilmiyor zaten.

Bu dosya bir hazırlık dosyası. Emniyet Genel Müdürlüğü bu dosyayı hazırlıyor, savcılığa gönderiyor buyurun diyor biz bu belgeleri bulduk siz buradan yola çıkarak bu kişilerle ilgili diyor artık gerekeni yapın diyor. Yani dünyanın her tarafında bu işlem böyle gerçekleşiyor. Polis soruşturmayı tamamlar, dosyasını hazırlar, savcılığa verir, savcılıkta iddianamesini oluşturur. Şimdi iddianamede oluşmuş, iddianamenin içerisinde bizzat bir siyasi ideolojinin de beslendiği çok net bir şekilde vurgulanmıştır. Ve bizde diyoruz yani acaba bu adli yardım talebi adı altında bazı isimlerle ilgili bilgi istenirken biliyorsunuz iki kere bu talep yapılmıştır. Bir; daha soruşturma aşamasındayken bu talep vardır ve Türkiye’de bu örtbas edilmiştir. O belgenin nerede olduğu bilinmiyor. Birde dava bittikten sonra yaklaşık birkaç ay önce Türkiye’den böyle bir talep yani Almanya’dan böyle bir talep geldi Türkiye’ye ve bu yeni gelen isimler içerisinde Sayın Başbakandı. Ama ilk gelen adli yardım talebi adı altında bu bir isim var mı, yok mu? Bunu öğrenmek istiyoruz sadece. Bu da bizim doğal hakkımız?

Soru: Arkadaşlarımızın sorusunu yanıtladınız. Sizin daha önce yaptığınız basın toplantılarında da Türk siyasi tarihine ilişkin bir takım değerlendirmeler vardı. Özelliklede milli görüş geleneğine ilişkin. Bu noktada da Sayın Erdoğan, Kutan, Erbakan sıralamasıyla onlara ilişkin bir takım bilgilerde alıyor mu? Sizin burada bahsi geçen altını çizdiğiniz noktalar hakikaten tamamıyla kişisel veriler ve bildiğimiz veriler. Bu noktada sizin açıkladığınız önceki sayfalarda ……… olarak neler var? Yani siz şimdi bir takım, bir kişinin Başbakanın siyasi kimliğine ilişkin bir takım özel veriler söylediniz. Bunu bütün kamuoyu biliyor. Yani bunun önceki sayfalarında ne var?

Ali KILIÇ- Kamuoyu Türkiye’de her siyasi liderin geçmişini biliyor. Böyle bir sıkıntı yok zaten. Ancak bizim vurgulamak istediğimiz şu; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının adının bu dosyada yer alması çok önemlidir. Neden bu dosyada yer alıyor bunu yanıtlamasını bekliyoruz. Bütün sorum bu. Burada bu şemada yani bu Deniz Feneri piramidi oluşturulurken kimin nerede yer aldığı çok net bir şekilde ifade ediliyor. Milli görüşe paranın aktarıldığı, milli görüş ideolojisinin beslendiği, hatta çok net söylüyorum bu dosyadaki içeriğe göre söylüyorum AKP ideolojisinin de beslendiği çok net bir şekilde vurgulanıyor. Peki AKP ideolojisi besleniyorsa, milli görüş besleniyorsa bu ideolojinin en başında oturan kişiler kim? O iki isimde burada yer alıyor. Burada sorgulanması, yanıtlanması gereken ya da burada isimlerin neden yer aldığını esas sorması gereken kişilerde Sayın Başbakanın kendisidir.

Soru: Bir numarayı açıklayacağım dediniz. Dolayısıyla bu Deniz Feneri dosyasında bir numara Recep Tayyip Erdoğan mı?

Ali KILIÇ- Ben öyle bir iddiada bulunmuyorum. Ama bu şemaya göre baktığımızda Sayın Başbakan şemanın en üst noktasında duruyor. Sayın Başbakanın yanıtlarından sonra bunu Türk kamuoyu kendisi kararlaştıracaktır.

Soru: Birde efendim yargıdan böyle bir talep gelmedi dediniz dosyaların istenmesiyle alakalı. Siz kendi isteğinizle vermeyi düşünüyor musunuz?

Ali KILIÇ- Bizim böyle bir görevimiz yok. Biz aldığımız belgeleri ve bilgileri hiç tereddüt geçirmeden kamuoyunun bilgisine basın toplantılarıyla açıklıyoruz. Yargının buna ihtiyacı varsa biz götürürüz veririz. Yargının böyle bir şeye ihtiyacı yoksa adım atmamıza da gerek yok.

Soru: En azından dosyanın hızlı ilerlemesi açısından.

Ali KILIÇ- İstiyorlarsa veririz. Demek ki onlar hızlı ilerlemesini istemedikleri için ki bizden istemiyorlar.

Soru: Buna benzer bir şey soracağım aslında. Aynı soruşturma kapsamında Frankfurt emniyeti böyle bir dosya hazırlamış. Almanya’da olup biten bir dava var. Orada faillerle ilgili yargılama sona erdi. O davanın içindemiydi bu, yoksa Türkiye’den savcıların istediği dosyalar vardı Almanya’dan geçtiğimiz günlerde geldi. 1 yıldır da sonucu ulaşmıyor bize. Türkiye’ye gönderilen evrak arasında mıydı Frankfurt emniyetinin hazırladığı dosyada Sayın Başbakanın isminin de yer aldığı?

Ali KILIÇ- Ben Türkiye’ye hangi belgelerin, hangi dosyaların gönderildiğini bilmiyorum. Ancak bu dosya soruşturma dosyasıdır ve bu dosya savcılığa gönderilmiştir. Bunun üzerine iddianame hazırlanmıştır. Bu dosya Türkiye’nin gönderilen dosyanın içerisinde var mıdır, yok mudur onu bilemiyorum. Muhtemeldir ki yoktur ya da var onu bilemiyorum. Ancak buradaki 13 klasör Deniz Fenerinin bütün dosyalarını içeren ana içeriğini, ana konularını, ana başlıkları alan ifadelerin yer aldığı, belgelerin yer aldığı dosyalardan oluşmaktadır. Yani Adalet Bakanı bunu isterse çok rahat ulaşabilir bu dosyalara. Bizden talep ederlerse bizde kendilerine seve seve veririz. Böylece Almanya’yı beklemelerine gerek yok. Biz muhalefet olarak böyle bir katkıyı hükümete sunmuş oluruz. Çünkü bir türlü gelmiyor, gitmiyor, soruşturma başlamıyor. Biz bu soruşturmanın hızlı yürütülmesi, biran önce sonuçlanması adına bu katkıyı sunmaya hazırız. Yoksa eğer burada haksız bir itham varsa bununda açıklığa kavuşması gerekiyor. Ama ne yazık ki bir türlü düğmeye basılmıyor.

Soru: Şemaya bakılırsa diyorsunuz, bir şemamı var, yoksa bir tablodan mı söz ediyorsunuz?

Ali KILIÇ- Şema şöyle, dosyayı açtığımızda birinci sıradan sonuncu sıraya kadar gittiğimizde işte Başbakan ve ardından Zekeriya Karaman, Zahid Akman gibi isimler yer alıyor. Bu bir önemli sıralamadır. Fotoğrafı konulmayabilirdi, 6 sayfa yer verilmeyebilirdi, sadece bir satır geçilebilirdi. Ama 6 sayfa yer veriliyorsa ve bu ilişkiler yumağının içerisindeydi ve duruşma salonunda karar açıklanırken duvara Sayın Başbakanın fotoğrafının da yansıtılması, buradakiler piyon esas elebaşları Türkiye’dekiler denilmesi, bu dosyayı gördüğümüzde örtüşüyor. Artık kararı Türk halkı versin diyorum.

Soru: Sayın Kılıç çok net bir soru soracağım ben size. 13 dosya içerisinde bu partinin, Türkiye’deki bir siyasi oluşumun diyelim sizin tabirinizle…

Ali KILIÇ- Benim tabirim değil, dosyanın.

Soru: Finanse edildiği, beslendiği, finanse edildiği, para aktarıldığına dair bir belge var mı o dosyanın içerisinde?

Ali KILIÇ- Bunlar bizim ifadelerimiz değil. Bu ifadeler iddianamede yer alan ifadeler. Bu ifadeler bu dosyalarda yer alan ifadeler. Çok net bir şekilde şunu diyorlar. Buradan toplanan parayla Türkiye’de milli görüş düşüncesi ve AKP siyaseti finanse edilmiştir deniliyor. Söylenen bu, ifadeler olduğu gibi burada yer almıştır. İstenen herkese de gösterebiliriz, savcılığa verebiliriz. Gerisi Türk yargısının alacağı karara bağlıdır. Bizim soruşturma yetkimiz yok. Bunu detaylandırma ve soruşturmayı daha da çeşitli boyutlara çekme gibi bir şansımız yok. Ancak buradaki ifadeler çok net bir şekilde aynen öyle yazıyor. Bu parayla Türkiye’de bir siyasi düşünce AKP ve Milli Görüş ideolojisi finanse edilmiştir diyor. Çok net söyleyebilirim onu.

Soru: Efendim bu söylediğiniz tespitler hazırlık soruşturması dosyasında da var mı?

Ali KILIÇ- Evet burada da var.

Çok teşekkür ederim arkadaşlar kolay gelsin.

© CHP - ANKARA - 07.08.2009


Deniz Feneri dosyasında Erdoğan’a 6 sayfa

CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kılıç, Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Deniz Feneri’yle ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a dair açıklamalarda bulundu.

CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kılıç, Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Deniz Feneri’yle ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a dair açıklamalarda bulundu.
Kılıç, Alman makamlarının hazırladıkları Deniz Feneri dosyasında, Başbakan Erdoğan’ın isminin, 6 sayfa boyunca anıldığını belirtti ve “Yüzyılın soygun hareketi olarak ifade edilen bir davanın içerisinde, yoldan geçen birinin adı mı konuşuluyor? Neden Ali Kılıç’ın adı yok? Neden bir başkasının adı yok da özellikle Sayın Başbakan’a 6 sayfa yer ayrılıyor?” diye sordu.
“Bir ülke düşünün ki onun Başbakanı, yüzyılın soygun hareketi olarak nitelenen ve esas amacı, yargısı tarafından siyaset, tarikat ve ticaret olarak açıklanan Deniz Feneri gibi utanmazca bir soygun düzeninin dosyasında adı geçsin,” diyen Kılıç, Başbakan Erdoğan’a şu soruları yöneltti:
“1- Sizin bu dosyadan haberiniz var mı?
2- Haberiniz varsa bu konuda Alman yetkililerden herhangi bir bilgi alınmış mıdır?
3- Haberiniz yoksa, bu açıklamamızdan sonra herhangi bir girişimde bulunmayı düşünür müsünüz?
4- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın, Almanya’da ‘yüzyılın soygunu’ olarak kabul edilen yolsuzluk dosyasında adının geçmesi, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını derinden üzmektedir. Hükümet, bu konuda herhangi bir girişimde bulunmayı düşünür mü?
5- Sayın Başbakan, ‘AKP’nin kasasına 1 tek kuruş Deniz Feneri parası girmemiştir,’ diyor; Peki AKP ve Sayın Başbakan’ın kendisi Deniz Feneri dosyasına girmiş midir, bunu kendilerinden öğrenmek isteriz?
6- Alman Başkomiser Alexander Böhm, soruşturmayı yürüten başkomiser, duruşma salonunda bilirkişi olarak sunumunu yaparken, ‘Bu soygunun elebaşları Türkiye’de’ demişti; Kastettiği kişiler arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var mıdır?
7- Türkiye’de, Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak bir gizlilik kararı alınmıştı. Acaba bu kararın arkasında, Sayın Başbakan’ın adının bu dosyada yer alması yatıyor mu?
8- Başbakan’ın, yüzyılın soyguncularıyla aynı dosyada yer alması karşısındaki tutumu merak konusudur. Eğer Sayın Başbakan, ‘güvenilir’ dediği arkadaşlarıyla aynı dosyada yer almaktan mutluluk duyuyorsa, bunu da Türk kamuoyuyla paylaşmasını bekliyoruz.”

ERDOĞAN’IN GEÇTİĞİ SAYFALAR
CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kılıç, klasörlerle geldiği basın toplantısında, Deniz Feneri olarak hazırladıkları ‘kırmızı’ bir klasör içerisinde yer alan belgeleri de basın mensuplarıyla paylaştı.

ERDOĞAN’IN RESMİ DE VAR
Ali Kılıç, Alman otoritelerinin hazırlamış oldukları dosyada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin, 55’inci sayfadan 61’inci sayfaya kadar geçtiğini kaydetti. CHP’li Kılıç, dosyada yer aldığını belirttiği, Başbakan Erdoğan’ın resmini de “kırmızı klasörden” göstererek, basın mensuplarıyla paylaştı.

© Evrensel - ANKARA - 08/08/2009


KELLE HACZİ

Yargıtay kararı onadı
AVUSTRALYA’da katıldığı radyo programında terör çetesinin lideri Abdullah Öcalan’a “sayın”, şehitlere “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, şehit ailelerinin açtığı davada 3 kuruş tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Erdoğan, Yargıtay’ın onama kararına rağmen parayı ödemedi.

Masraf ve faiz alındı
AVUKAT Kemal Kerinçsiz, 27 şehit ailesinin talebi üzerine, paranın cebri haciz yoluyla tahsil edilmesi için 14. İcra Müdürlüğü’ne başvurdu. İcra memurları, “3 kuruşluk” tazminatı ödemeyen Erdoğan’dan yasal faiz ve diğer masraflar dahil şehit başına 20 lira 86 kuruş tahsil etti.

Erdoğan’a ‘kelle’ haczi
Şehitlere “kelle” dediği için 3 kuruşluk tazminata mahkum edilen Başbakan Erdoğan parayı ödemeyince, şehit aileleri alacaklarını icra yoluyla tahsil etti

Avustralya’da katıldığı radyo programında terör çetesinin lideri Abdullah Öcalan’a “sayın”, şehitlere “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, şehit ailelerinin açtığı davada “3 kuruşluk” tazminatı ödemeyince, bu para Başbakan’dan cebri haciz yoluyla tahsil edildi. Erdoğan, Yargıtay’ın onama kararına rağmen parayı ödemedi.

Faiziyle alındı
Bunun üzerine şikayetçi olan şehit yakınlarının avukatı Kemal Kerinçsiz, paranın cebri icra yoluyla tahsil edilmesi için İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’ne başvurdu. 27 ayrı başvuruyu değerlendiren İcra Müdürlüğü, para cezalarının icra yoluyla tahsil edilmesini kararlaştırdı. Başbakan Erdoğan’ın avukatı Fatih Şahin, her bir alacaklıya yasal faiz ve diğer masraflar dahil 20 lira 86 kuruş olmak üzere yaklaşık 567 lira ödemek zorunda kaldı. Şehit yakınlarına ödenecek tazminat tutarı 3’er kuruştan toplam 81 kuruştu.

Olaylar nasıl gelişmişti?
2000 yılında Avustralya’da katıldığı radyo programında, teröristbaşından “sayın”, şehitlerden de “kelle” olarak bahseden Erdoğan hakkında, Avukat Kemal Kerinçsiz 3 kuruşluk tazminat davası açmıştı. Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Hâkimi Sevgi Övüç, Başbakan Erdoğan’ı mahkum ettiği kararın gerekçesine “Onlara asla ölü demeyiniz, zira onlar diridir” şeklindeki ayeti dayanak yapmıştı. Başbakan Erdoğan’a da ’itinalı konuş’tavsiyesinde bulunan Övüç, ölen vatandaşlar için her yıl Çanakkale’de anma töreni düzenleyen Avustralya’yı örnek gösterirken, Erdoğan’ın bu sözü sebebiyle şehit yakınlarının ağır bir bunalıma girdiğini, toplumda da büyük bir infial oluştuğunu söylemişti. Övüç Erdoğan’ı 3 kuruş ödemeye mahkum etmişti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de, Erdoğan’ı “3 kuruş” ödemeye mahkum eden kararı onamıştı. Başbakan Erdoğan ile ilgili verdiği mahkumiyet kararının ardından iki ayrı müfettiş soruşturması geçiren Övüç hakkında, bir davaya ilişkin gerekçeli kararı geç yazdığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Hakimin başına gelenler
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda görevli müfettişler, Övüç hakkında düzenledikleri raporu Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne göndermiş, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü de Övüç’ün ’görevi ihmal’ suçunu işlediği iddiasıyla dava açılması için dosyayı zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in onayına sunmuştu. Geçen yıl eylül ayında Bakan Şahin de Erdoğan’ı mahkum eden hakim Övüç hakkında yargılama vizesi vermişti.

Yeniçağ manşetten vermişti
İşte Erdoğan’dan haciz yoluyla alınan tazminatın belgesi. Bölücü terör örgütü PKK ile mücadelede can veren şehitlere “kelle” diyen Erdoğan’ın 3 kuruşluk tazminata mahkumiyeti YENİÇAĞ’da manşet olmuştu.

© Yeniçağ - 03.08.2009 - Salim YAVAŞOĞLU

Baþbakan'a aðýr suçlama

CHP'li Kart Baþbakanlýk örtülü ödeneðinin, Erdoðan'ýn kiþisel harcamalarýnda kullanýldýðýný iddia etti

ANKARA - CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Baþbakanlýk örtülü ödeneðinin, “Baþbakan Erdoðan’ýn kiþisel harcamalarýnda kullanýldýðýný” öne sürdü. Kart, TBMM’de düzenlediði basýn toplantýsýnda, örtülü ödeneðin baþýnda bulunduðunu söylediði Maksut Serim ve eski Baþbakanlýk Özel Kalem Müdürü Hikmet Bulduk’a yönelik iddialarda bulundu.

Serim’in, Erdoðan’ýn Ýstanbul Büyükþehir Belediye Baþkanlýðý döneminde Vakýfbank Valide Sultan Þubesinde müdür olduðunu ifade eden Kart, Belediye adýna çifte hesaplar açýldýðýný, ÝGDAÞ, BELBÝM, ÝSTAÇ, ÝSTON ve ÝSFALT gibi belediye iþtiraklerinin tüm gelirlerinin, burada toplandýðýný savundu. Kart, bu hesaplardan belli basýn organlarýna kaynak aktarýldýðýný iddia etti. Atilla Kart, Vakýfbank Valide Sultan Þubesi aracýlýðýyla, ÝGDAÞ, BELBÝM, AKBÝL ve diðer baðlý iþtirak iliþkileri sürecinde yapýlan yolsuzluk tutarýnýn, bugünkü fiyatlarla 1,5 milyar dolar düzeyinde olduðunu öne sürdü. Kart, bu geliþmelerin, “AKP iktidarýnýn yolsuzluk havuzunu, 1994’ten itibaren Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi bünyesinde oluþturduðunu gösterdiðini” savundu.

Diplomasýnýn sahte olduðunun anlaþýlmasý üzerine Serim’in görevinden alýnarak, AR-GE görevine getirildiðini belirten Kart, bu kiþinin 1998’de de emekliye ayrýldýðýný ifade etti. Kart, Serim’in 2002’te sahtecilikten mahkum olduðunu, Erdoðan’ýn Baþbakan olmasýndan sonra ise örtülü ödeneðin baþýna getirildiðini söyledi.

Serim ile dönemin Özel Kalem Müdürü Hikmet Bulduk arasýnda ödeneklerin kullanýmýnda iç içe geçen iliþkilerin ve ardýndan bir kavganýn baþladýðýnýn ortaya çýktýðýný savunan Kart, Bulduk’un Þubat 2008’te görevinden ayrýldýðýný, bu tarihe kadar kendisinin ve eþinin malvarlýðýnda ciddi artýþ olduðunu ifade etti.


© Vatan - 01.11.2008

KimKimdir - "Adının" veya "Soyadının" ilk harfine göre ...
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M
N O Ö Q P R S Ş T U Ü V X W Y Z
Oluşturulduğu 01.11.2008 tarihinden beri bu sayfaya 564 kere erişilmiş olup
© AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996'dan beri 2.500.000 + 343100 kere ziyaret edilmiştir.

© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4
Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Fax: 3333 023 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©