Türkan Saylan'ı kaybettik Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan hayatını kaybetti. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Servisi'nde uzun süreden bu yana tedavi gören ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, bugün sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Türkan Saylan'ın son sözleri... Bana düşen bütün görevleri yerine getirdim, ölüme de hazırım Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın, ölümünden bir süre önce "Bana düşen bütün görevleri yerine getirdim, ölüme de hazırım' dediği öğrenildi. Prof. Dr. Pınar Saip Kürkan, son 24 saate kadar bilinci açık olan Türkan Saylan'ın, cumartesi sabahı dondurma yediğini ve su içtiğini ifade etti. Saylan'ın, sorularına mantıklı cevaplar verebildiğini belirten Prof. Dr. Kürkan, "Son 24 saatte bilinci kapanmıştı. Kısık sesle konuşabiliyordu, kaş göz hareketiyle cevap veriyordu. 'Bana düşen bütün görevleri yerine getirdim, ölüme de hazırım' diyordu. Bilinci açıktı, gecelerini rahat geçirebilmesi için uyku ilacı kullanıyorduk. Zaman zaman rahatlatmak maksadıyla. Bilincini kapatmak için uygulanan bir tedavi değildi. 1990 yılından beri meme kanseri tedavisi görüyordu. 2002'de karaciğer metastazı olduğu süre içinde günlük yaşamını aksatmadan devam ettirdi. Ölümü onurlu bir şekilde karşılamıştır. Organ yetersizliğinden öldü" diye konuştu. Saylan'ın vefatının ardından ÇYDD Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı. ÇYDD'den yapılan açıklamada Saylan'ın saat 04.30 sıralarında vefat ettiği bildirildi. Açıklamada, "ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, bugün saat 04.30'da vefat etmiştir. Çok sevdiği ülkesinin çocuklarında, gençlerinde ve yol arkadaşlarının yüreğinde hayallere, düşünceleri, ilke ve değerleri ile yaşamaya devam edecektir. Ülkemizin başı sağ olsun" ifadeleri kullanıldı. Ergenekon'da 12. dalga - Foto galeri için tıklayın Saylan'ın cenazesi yarın Zincirlikuyu'da defnedilecek. İŞTE SAYLAN'IN SON İSTEĞİ Hayatını kaybeden ÇYDD Başkanı Saylan, bilinci kapanmadan önce ailesi ve dernek yöneticilerine vasiyetini açıkladı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan’ın bilinci Cuma günü kapanmaya başladı. Ailesi ve dernek yöneticileriyle son kez Cuma günü bir araya gelen Saylan, onlardan “vasiyet” niteliğinde bir dizi istekte bulundu. Saylan, kız öğrenci sayısının 36 binden 100 bine çıkarılmasını, Türkiye’deki her köye bir okul yapılmasını ve her kasabada kız öğrenci yurdu yapılmasını istedi. TAZİYE DEFTERİ AÇILDI Prof. Dr. Türkan Saylan Kimdir? tıklayın Tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde sabaha karşı yaşamını yitiren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan için Şişhane'deki dernek merkezi önünde taziye defteri açıldı. Saylan'ın büyük boy bir resmi, Türk Bayrağı ve ÇYDD flamalarının asıldığı dernek merkezinin bahçesinde açılan taziye defterinin arkasına, Saylan'ın “Ergenekon” soruşturması kapsamında evi arandığı zaman camdan kendisini destekleyenlere el sallarken çekilen fotoğrafının yağlı boya tablosu konuldu. Dernek merkezinin bahçesinde gazeteciler ve taziyeye gelecek ziyaretçiler için masa ve sandalye yerleştirilirken, konuklar için çay ve simit ikramı da yapılıyor. |
Uğur Dündar'ın kaleminden müthiş bir Türkan Saylan yazısı Hiç unutmuyorum, 1977 baharıydı. Doğanın gelinlik kızlar gibi renklendiği günlerin birinde, Profesör Dr. Türkan Saylan ile, onun, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi”ndeki odasında buluştuk. Türkan Hoca, Türk insanının filmlerden, romanlardan tanıyıp korktuğu, hatta doktorların bile yanlarına yaklaşmaya cesaret edemediği cüzzam (lepra) hastalarının tedavisi için savaş vermeye başlamıştı. Yurdu karış kırış dolaşıyor, karşılaştığı her cüzzam hastasını yeni bulunan bir ilaçla tedavi ediyordu..Bu amaçla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi”nin arka tarafında, ağaçlar arasında, çukur bir yerde inşa edildiği için uzaktan hiç fark edilmeyen küçücük Lepra Hastanesi de bu çabanın odağı olmuştu… O yıllarda TRT nin tek kanallı televizyonuna yaptığım programlar büyük ilgi görüyordu. Hoca ile buluşmamız da, onun çağrısı ve toplumu bilgilendirme amaçlı bir program ricasıyla gerçekleşmişti. Mütevazı odasında “Bakın çocuklar!” diyerek başladığı konuşmasında, toplumun cüzzamı (lepra) yeterince tanımadığını, abartılı filmlerden ve romanlardan kaynaklanan gereksiz bir korkunun insanlara egemen olduğunu anlattı. İlginç örnekler verirken, bağışıklık sistemi güçlü olanlara bu hastalığın kolay kolay bulaşmadığını, hatta bazen evli olan çiftlerde bile, hastalığa yakalananın diğerine bulaştırmadığını gördüğünü söyledi. Benim içim rahatlamıştı. Ama kameraman ve sesçi arkadaşlarımın ürkekliği hala sürüyordu. Onları kendilerine bulaşmayacağı konusunda güçlükle ikna ettikten sonra hep birlikte kalkıp, Bakırköy”e, o minik kliniğe gittik. Çekinerek girdiğimiz yer, bir yatakhane görünümündeydi. Hoca o yataklardan birine doğru gitti. Karşılaştığımız görüntü anlatılacak gibi değildi. Yatağın üzerinde oturan hastanın bacakları dizlerinden, kolları dirseklerinden itibaren erimişti. Kulakları ve burnu yoktu, gözleri görmüyordu… Türkan Hanım, yavrusunun saçlarını okşayan bir anne şefkatiyle yaklaşıp: “Nasılsın (……) Hanım?” diye sordu. Et ve kemik topu görünümündeki kadın, Hoca”nın sevgi dolu ellerine, eli olmayan kol kemikleriyle sıkı sıkıya sarılıp; “İyiyim Hocam, çok iyiyim, Allah sizden razı olsun!” dedi. Hocanın sevgi ve şefkat dolu yaklaşımı, hastanın verdiği cevap, o ana kadar “Acaba bana da bulaşır mı?” korkusuyla çekingen yaklaşımlar sergileyen ekip arkadaşlarım için de büyük bir motivasyon kaynağı olmuştu. Artık kendimizi hastalara çok yakın hissediyorduk. Hasta kadının yüzündeki gülücükler, televizyon çekimi yaptığımız gün boyu hiç eksik olmadı. O gün bir acı gerçeği daha öğrendim. Türkan Hoca gelinceye kadar hastalar doktorlarla pek yakın bir temas içinde olamamışlar. Hatta bir hasta, tüylerimi ürperten anısını paylaşırken aynen şunları söyledi: Daha önce tıbbiye mezunları bizi görmeye gelir ve şu karşıki tepenin üzerine dizilirlerdi. Hocaları da uzaktan bir şeyler anlatırdı. Biz hastalar, “Doktorlara hoş geldiniz demek için elleri bulunmayan bileklerimizle kopardığımız çiçekleri onlara vermek üzere yaklaştığımızda, hepsi adeta çil yavrusu gibi hastane bahçesinin içlerine doğru kaçışırlardı.” Türkan Hoca, işte böylesine yüce bir bilim abidesiydi. Olağanüstü çabayla Türkiye”de cüzzamın neredeyse kökünü kazıdı. Binlerce hastayı topluma, ailelerine kavuşturdu… Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği”nde neler yaptığını, ne denli büyük başarılara imza attığını belirtmeye hiç gerek duymuyorum. Ama gelin görün ki, fazilet cellatları, eli öpülesi, anıtı dikilesi bu çağdaş Türk kadınına şeytanın bile akıl edemeyeceği iftiraları yağdırmakta yarış ettiler… Ama ne oldu? Türkan Hoca bir efsane oldu. Bir Türkan saylan ölür, bin Türkan Saylan doğar… Başımız sağ olsun… |
| KimKimdir - "Adının" veya "Soyadının" ilk harfine göre ... |
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | Ğ | H | I | İ | J | K | L | M |
| N | O | Ö | Q | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | X | W | Y | Z |
| Oluşturulduğu 18.05.2009 tarihinden beri bu sayfaya 429 kere erişilmiş olup © AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996'dan beri 2.500.000 + 1249009 kere ziyaret edilmiştir. © Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4 |








